30 Ağustos 2012 Perşembe

Enerji verimliliği proje yarışması

YENİLENEBİLİR ENERJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

2012 YILI ONÜÇÜNCÜ
SANAYİDE ENERJİ VERİMLİLİĞİNİN ARTIRILMASI
PROJE YARIŞMASI
(SENVER-13)

Son Başvuru Tarihi: 19 Ekim 2012
Enerjinin etkin kullanılması, israfının önlenmesi, enerji maliyetlerinin ekonomi üzerindeki yükünün hafifletilmesi ve çevrenin korunması için enerji verimliliğinin artırılması tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de büyük önem arz etmektedir.

Bakanlığımızın enerji politikaları çerçevesinde; enerji verimliliğinin artırılması amacıyla başarılı projelerin duyurulması ve teşvik edilmesi etkin bir politika aracı olarak değerlendirilmektedir. Bu düşünceden hareketle endüstriyel işletmelerimizin uyguladığı enerji verimli ve çevreye duyarlı projelerin ve teknolojilerin ortaya çıkarılması, tanıtılması ve yaygınlaştırılması, endüstriyel işletmeler arasında bilgi alışverişinin artırılması, enerji verimliliği konusunda yeni ve benzer çalışmaların teşvik edilmesi amacıyla her yıl Sanayide Enerji Verimliliği Proje Yarışmaları (SENVER) düzenlenmektedir.

Bu yıl 13 üncü kez düzenlenen Sanayide Enerji Verimliliği Proje Yarışması (SENVER-13) “Sanayide Enerji Verimliliğinin Artırılması Projeleri (SEVAP)”, “Enerji Verimli Endüstriyel Tesis (EVET)” ve “Enerji Verimli Ürün (EVÜ)” olmak üzere üç ana gruptan oluşmaktadır.

Sanayide Enerji Verimliliği Proje Yarışması plaket ve ödülleri; 2013 yılında ”Enerji Verimliliği Haftası” etkinlikleri kapsamında düzenlenecek olan IV. Enerji Verimliliği Forumu ve Fuarında, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Türkiye Bilimsel ve Teknoloji Araştırma Kurumu ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği gibi kurum ve kuruluşların üst düzey temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilmesi planlanan tören ile verilecektir.
SENVER-13'e başvurular ile ilgili dökümanlara aşağıdaki bağlantılardan ulaşılabilmekte olup, başvuruların en geç 19 Ekim 2012 tarihi mesai bitimine kadar Genel Müdürlüğümüze ulaştırılması gerekmektedir.

28 Ağustos 2012 Salı

Enerjide yerli üretim için işbirliği protokolü imzalandı


Enerjide yerli üretim için işbirliği protokolü imzalandı

ETKB, BSTB VE TÜBİTAK arasında işbirliği protokolü imzalandı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile TÜBİTAK arasında işbirliği protokolü imzalandı.
Protokol ile termik ve hidroelektrik santral tasarımı, nükleer santral üretimi ile yenilenebilir enerji kaynaklarından üretim teknolojileri gibi alanlarda çalışmalar yapılarak bu alanlarda yerli üretim gerçekleştirilmesi hedefleniyor.
Protokol için düzenlenen imza töreninde konuşan Bakan Taner Yıldız, yerli ve yenilenebilir enerji kaynakları alanındaki yatırımların bu teknoloji sahiplerinin genelde batılı ülkeler olması nedeni ile ithal kaynaklar ile yapılmaya sağlanmasının bir paradoks olduğunu ve aşılması gerektiğini söyledi.
Enerji Bakanı Yıldız konuşmasında imzalanacak protokol ve yapılacak yatırımlarla sadece rüzgar enerjisi alanında karar verilmiş ve lisansa bağlanmış yatırımlarda minimum 15 milyar dolarlık bir ithalatın önünün kesilebileceğini iddia etti.
TÜBİTAK Başkanı Yücel Altunbaşak ise protokol sayesinde 10 yılda enerjide yerli üretimin en az yüzde 20 artacağını söyledi.

kaynak : http://www.yesilekonomi.com/yenilenebilir-enerji/enerjide-yerli-uretim-icin-isbirligi-protokolu-imzalandi

25 Ağustos 2012 Cumartesi

ÖRNEK UYGULAMALAR

ÖRNEK UYGULAMALAR
Örnek 1: Evin çatısında küçük ölçekli güneş enerjisi tesisi kurulması.
Lisanssız elektrik üretim mevzuatından yararlanmak isteyen bir kişi 150 m2 evinin çatısının yaklaşık 105 m2’sinin güneşe baktığını, bu kısma güneş enerjisi tesisi kurulabileceği sonucuna ulaşmıştır. 1 kW için 7 m2 yer gerektiği varsayımı altında 15 kw gücünde fotovoltaik güneş paneli kullanılarak güneş enerjisi tesisi kurulabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Tesisin kurulup işletmeye alındığını varsayalım.
Tesisin bir gün içinde 7 saat ışınım aldığını düşünürsek bir gün içinde tesiste 7x15 kW= 105 kWh elektrik enerjisi üretilebileceği sonucuna ulaşılır. Bir gün içinde evin 10 kWh enerji tükettiği varsayılırsa o gün için 105-10=95 kWh sisteme ihtiyaç fazlası enerji verilmiş demektir. Bir sonraki gün havanın bulutlu olduğu ve ışınımın az olduğunu varsayalım. Buna göre güneş 4 saat ışınırsa tesis 4x15= 60 kWh elektrik üretir. Gün içinde elektrik tüketiminin arttığını ve toplam 15 kWh enerji tüketildiğini düşünelim. Bu durumda 60-15=45 kWh sisteme ihtiyaç fazlası enerji verilmiş olur. Buna göre iki gün için güneş enerjisi için ödenen 13.3 ABD dolar cent destek bedeli ödemesi üzerinden destekleme bedelini hesaplayalım:
 1.gün: 95 kWh x 0,133 usd/kWh x 1,85 TL/usd = 23,37 TL
2.gün: 45 kWh x 0,133 usd/kWh x 1,85 TL/usd = 11,07 TL
Her iki bedelden dağıtım sistem kullanım bedeli (dskb) ve diğer bedeller düşülerek kişinin alacak hesabına kaydı yapılacaktır. Her iki durumunda 15’er gün sürdüğünü düşünelim. 
(15 x 95 = 1425)  + (15 x 45 = 675 ) = 2100 x 0,133 x 1,85 =  516,70 TL (dskb ve diğer bedeller hariç) 
Bu kişinin 15 gün 10 kWh 15 gün 15 kWh elektrik tükettiği de hesaba katılmalıdır. Bu hesap yapıldığında (15 x 10=150) + ( 15 x 15 = 225) aylık 375 kWh elektrik tükettiği bulunur. Bu kişi tesisi kurmasaydı elektriği abonelik bedeli üzerinden alacaktı. Buna göre 375 x 26 Kuruş[1] = 97,50 TL enerji bedeli ödemesi gerekecekti. Ayrıca bu bedel için dskb ve diğer bedelleri de ödeyecekti.  Sonuç olarak; bu kişinin
-         Fizibilite, yatırım ve işletme maliyetleri ihmal edilmek kaydıyla
-         516,70 TL destek ödemesi alacağı (dskb ve diğer bedeller kesintileri hariç) ,
-         97,50 TL elektrik faturası ödemekten muaf kaldığı  (dskb ve diğer bedeller ilave edilmeden)
sonucuna ulaşılabilir. 
Örnek 2: Apartmanın çatısında güneş enerjisi tesisi kurulması.
Lisanssız elektrik üretim mevzuatından yararlanmak isteyen bir apartman sakinlerinin tüketim bileştirme uygulaması kapsamında aralarından birini yetkilendirdiklerini varsayalım.  Apartman 4x150 m2=600 m2 çatı alanına sahip olduğu, güneşe bakan yönünün 300 m2 olduğu ve dolaylı aydınlanan yerlerle birlikte 350 m2 çatı alanının fotovoltaik panel uygulamasına uygun olduğu varsayımını dikkate alalım. 1 kW için 7 m2 yer gerektiğini düşünerek 350 m2’ye 50 kw gücünde güneş panelinden elektrik üretim tesisi kurulabileceği sonucuna ulaşılabilir.
Tesisin kurulup işletmeye alındığını varsayalım.
Tesisin bir gün içinde 7 saat ışınım aldığını düşünürsek bir gün içinde tesiste 7x50 kW= 350 kWh elektrik enerjisi üretilebileceği sonucuna ulaşılır. Bir gün içinde bir evin 10 kW enerji tükettiği düşünülürse 16 daireli bir apartmanda bir günde 160 kWh enerji tüketildiği düşünülebilir. Böylece 350 üretim 160 tüketim; 350-160=190 kWh sisteme ihtiyaç fazlası enerji verilmiş demektir. Bir sonraki gün havanın bulutlu, ışınımın az olduğunu varsayalım. Buna göre güneş 4 saat ışınırsa tesis 4x50= 200 kWh elektrik üretecektir. Gün içinde elektrik tüketiminin arttığını ve toplam daire başına 15 kWh elektrik tüketildiğini düşünerek 16 x 15 = 240 kWh enerji tüketildiğini düşünelim. Bu durumda 200-240=-40 kWh sistemden elektrik enerjisi kullanımı gerçekleşmiş olsun. Bu iki durumdan her ikisinin de 15’er gün devam ettiğini düşünelim. Güneş enerjisi için ödenen 13.3 ABD dolar cent destek bedelini ve abonelik için 26 krş/kWh[2] enerji bedelini dikkate alarak hesap yapalım:
1.gün: 190 kWh x 0,133 usd/kWh x 1,85 TL/usd = 46,74 TL destek ödemesi
2.gün: -40 kWh x 30 krş = 12 TL abonelik enerji bedeli
 Her iki bedel için de dağıtım sistem kullanım bedeli (dskb) ve diğer bedellerin ilavesi uygulaması yapılacaktır. Yani ilk bedelden dskb ve diğer bedeller düşülerek alacak yazılacak, ikinci bedele ise dskb ve diğer bedeller eklenerek borç yazılacaktır. Her iki durumunda 15’er gün sürdüğünü düşünelim. 
1.gün durumu: 190 x 15 = 2850 kWh x 0,133 usd/kWh x 1,85 TL/usd = 701,24 TL (alacak)
2.gün durumu: 40 x 15 = 600 kWh x 26 krş = 156 TL (borç)
Bu durumda kişinin 701 TL destek bedeli ödemesi ve 156 TL abonelik enerji bedeli borcu olduğu görülecek ve takas yapılacak ve kişi 701,24-156 = 545,24 TL dağıtım sistem kullanım bedeli ve diğer bedeller kesintisi hariç olmak üzere aylık destek bedeli alacağı bulundu. Ancak bu kişilerin kendi üretimlerinden kullandıkları enerji bedelini de hesaplamak gerekecektir. Buna göre; 15X160=2400 kWh üretimden elektrik tüketimi yapıldığı bulunacaktır. Üretim yapılmıyor olsaydı bu enerji için 26 krş üzerinden abonelik enerji bedeli ödenecek olsaydı 2400 kWh x 26 krş = 624 TL dskb ve diğer bedeller hariç enerji bedeli olarak elektrik faturası ödemesi yapılacaktı.
Sonuç olarak; bu kişilerin
-         Fizibilite, yatırım ve işletme maliyetleri ihmal edilmek kaydıyla
-         521,24 TL destek ödemesi alacağı (dskb ve diğer bedeller kesintileri hariç) ,
-         624 TL elektrik faturası ödemekten muaf kaldığı  (dskb ve diğer bedeller ilave edilmeden)
sonucuna ulaşılabilir.  
Örnek 3: Evin bahçesinde küçük ölçekli rüzgar enerjisi tesisi kurulması.
Lisanssız elektrik üretim mevzuatından yararlanmak isteyen bir kişi evinin bahçesine rüzgar türbini kurabileceğini değerlendirmiş ve kurmuş olsun. Büyüklük ve diğer faktörler dikkate alınarak 250 kW gücünde bir tesis kurulduğunu varsayalım.
Söz konusu tesisin en basit şekilde bir saatte %30 kapasite (faktörü) ile çalıştığı varsayımı altında 250 x %30 =75 kWh elektrik üretir. Bu tesisin o gün içinde 8 saat çalıştığını varsayalım. 75 x 8 = 600 kWh enerji üretir. Bu gün içinde evde 10 kWh enerji tüketilirse 600-10= 590 kWh sisteme ihtiyaç fazlası enerji verilmiş olur. Ertesi gün rüzgarın daha az ve daha verimsiz estiğini düşünelim. Bu durumda tesis bir saatte 250 x %20 = 50 kWh elektrik üretir ve bu üretimin 4 saat sürdüğünü düşünürsek 50 x 4 = 200 kWh elektrik enerjisi üretilmiş olur. Bu gün içinde de evde 15 kWh enerji tüketilmiş olsun. Bu durumda 200-15 = 185 kWh elektrik sisteme ihtiyaç fazlası enerji olarak verilmiş olur.
1.gün: 250 x %30 x 8 = 600-10 = 590 kWh ihtiyaç fazlası enerji.
2.gün: 250 x %20 x 4 = 200-15 = 185 kWh ihtiyaç fazlası enerji.
Destek bedelinin 7,3 ABD dolar cent olduğu dikkate alındığında;
1.gün durumu: 590 kWh x 0,073 usd/kWh x 1,85 TL/usd = 79,67 TL
2.gün durumu: 185 kWh x 0,073 usd/kWh x 1,85 TL/usd = 24,98 TL
Her iki bedelden dağıtım sistem kullanım bedeli (dskb) ve diğer bedeller düşülerek kişinin alacak hesabına alacak kaydı yapılacaktır. Her iki durumun da 15’er gün sürdüğünü düşünelim. 
(15 x 590 = 8850) + (15 x 185 = 2775 ) = 11625 x 0,073 x 1,85 =  1569,95 TL (dskb ve diğer bedeller kesintisi hariç) 
Bu kişinin 15 gün 10 kWh 15 gün 15 kWh elektrik tükettiği de hesaba katılmalıdır. Bu hesap yapıldığında (15 x 10=150) + ( 15 x 15 = 225) aylık 375 kWh elektrik tükettiği bulunur. Bu kişi tesisi kurmasaydı elektriği abonelik bedeli üzerinden alacaktı. Buna göre 375 x 26 Kuruş[3] = 97,50 TL enerji bedeli ödemesi gerekecekti. Ayrıca bu bedel için dskb ve diğer bedelleri de ödeyecekti. 
Sonuç olarak; bu kişinin
-         Fizibilite, yatırım ve işletme maliyetleri ihmal edilmek kaydıyla
-         1569,95 TL destek ödemesi alacağı (dskb ve diğer bedeller kesintileri hariç) ,
-         97,50 TL elektrik faturası ödemekten muaf kaldığı  (dskb ve diğer bedeller ilave edilmeden)
sonucuna ulaşılabilir. 
Örnek 4: Fabrika bahçesinde rüzgar enerjisi tesisi kurulması.
Lisanssız elektrik üretim mevzuatından yararlanmak isteyen bir fabrika sahibi fabrikasının bahçesine rüzgar türbini kurabileceğini değerlendirmiş ve kurmuş olsun. Büyüklük ve diğer faktörler dikkate alınarak 500 kW gücünde bir tesis kurulduğunu varsayalım.
Söz konusu tesis en basit şekilde bir saatte %30 kapasite ile çalıştığı varsayımı altında 500 x %30 =150 kWh elektrik üretir. Bu tesisin o gün içinde 8 saat çalıştığını varsayalım. 150 x 8 = 1200 kWh enerji üretir. Bu gün içinde fabrikada 3000 kWh elektrik tüketilirse 1200-3000= -1800 kWh sistemden enerji çekmiş olur. Ertesi gün rüzgarın daha az ve daha verimsiz estiğini düşünelim. Bu durumda tesis bir saatte 500 x %20 = 100 kWh elektrik üretir ve bu üretimin 4 saat sürdüğünü düşünürsek 100 x 4 = 400 kWh elektrik enerjisi üretilmiş olur. Bu gün içinde de fabrikada 3000 kWh enerji tüketilmiş olsun. Bu durumda 400-3000 = -2600 kWh elektrik enerjisi sitemden çekilmiş olur. 
1.gün: 500 x %30 x 8 = 1200-3000 = 1800 kWh sistemden çekilen enerji.
2.gün: 500 x %20 x 4 = 400-3000 = -2600 kWh sistemden çekilen enerji.
İhtiyaç fazlası üretim olmadığı için (rüzgar enerjisi için destek bedeli 7,3 ABD dolar cent) sanayi/fabrika abonelik bedelinin 21 krş/kWh[4]olduğu dikkate alınarak ilgilinin faturası ve ne kadar tasarruf ettiğini hesaplayabiliriz. Önce faturasını sonra tasarruf miktarını hesaplayalım. Buna göre;
1.gün durumu: 1800 kWh x 21 krş = 378 TL (15 gün sürdüğünü düşünelim) 378 x 15 =5670 TL
2.gün durumu: 2600 kWh x 21 krş = 546 TL (15 gün sürdüğünü düşünelim) 546 x 15 = 8190 TL.
Her ikisini toplayıp aylık enerji bedelini bulalım; 5670 + 8190 = 13860 TL aylık enerji bedeli ödemesi yapılacak ve buna dskb ve diğer bedeller de ilave edilerek fatura tanzim edilecek.
Tasarruf miktarını hesaplamak istersek;
1.gün durumu: 1200 kWh x 21 krş = 252 TL (15 gün sürdüğünü varsaydık) 252 x 15 = 3780 TL
2.gün durumu: 400 kWh x 21 krş = 84 TL (15 gün sürdüğünü varsaydık) 84 x 15 = 1260 TL
3780 + 1260 = 5040 TL enerji bedeli ile bu bedel için hesaplanacak dskb ve diğer bedellerden tasarruf edilmiş olacaktır.
Kişi bu elektriği tüketmeyip sisteme verseydi ne kadar destek ödemesi alırdı?
(1200 x 15= 18000) + (400 x 15 = 6000) ise 18000 + 6000 = 24.000 x 0,073 usd/kWh X 1,85 TL/usd = 3241 TL dağıtım sistem kullanım bedeli ve diğer bedel kesintileri hariç olmak üzere aylık destek bedeli alırdı.
Sonuç olarak; bu kişinin
-         Fizibilite, yatırım ve işletme maliyetleri ihmal edilmek kaydıyla
-         13.860 TL fatura ödemesi yapılacağı (dskb ve diğer yükümlülükler hariç) ,
-         5040 TL elektrik faturası ödemekten muaf kaldığı  (dskb ve diğer yükümlülükler hariç)
sonucuna ulaşılabilir.  
Örnek 5: Çiftlik bahçesinde biyogaz tesisi kurulması.
Lisanssız elektrik üretim mevzuatından yararlanmak isteyen ve hayvancılıkla uğraşan bir çiftlik sahibi çiftliğinin bahçesine biyogaz tesisi kurabileceğini değerlendirmiş ve kurmuş olsun. Biyokütle ve diğer faktörler dikkate alınarak 400 kW gücünde bir tesis kurulduğunu varsayalım.
Söz konusu tesis en basit şekilde bir gün içinde %80 kapasite ile çalıştığı varsayımı altında bir saatte 400 x %80 = 320 kWh elektrik üretir. Bu tesisin o gün içinde 20 saat çalıştığını varsayalım. Öyleyse bir gün içinde 400 x %80 x 20 = 6400 kWh enerji üreteceği hesaplanabilir. Çiftlikte bir gün içinde 1000 kWh elektrik enerjisi tüketildiğini düşünelim. 6400 – 1000 = 5400 kWh ihtiyaç fazlası üretim sisteme verilmiş olacaktır. Bu durumun bir ay boyunca devam ettiğini düşünürsek 30 x 5400 = 162.000 kWh elektrik üretimi yapılmış ve ihtiyaç fazlası üretim olarak sisteme verilmiş olacaktır.
Biyogaz enerjisi için destek ödemesi bedeli kWh için 13.3 ABD dolar cent olduğuna göre;
162.000 kWh x 0,133 usd/kWh x 1,85 TL/usd =39.860,10 TL dağıtım sistem kullanım bedeli ve diğer bedeller hariç olmak üzere aylık fatura bedeli bulundu.
Sisteme vermeyip kendisinin üretip tükettiği miktarı ve değerini bulalım;
30 x 1000 = 30.000 kWh enerji. Bunu 22 krş[5] bedelle sistemden alsaydı 30.000 x 22 krş = 6600 TL enerji bedeli ile bu bedel için hesaplanacak dağıtım sistem kullanım bedeli ve diğer yükümlülüklerden tasarruf edilmiş olacaktır.
Dolayısıyla 39.860 + 6600 = 46.460 TL
Bu elektriği tüketmeyip sisteme verseydi ne kadar destek ödemesi alırdı?
30.000 kWh x 0,1333 usd/kWh x 1,85 TL/usd = 7.381,50 TL dağıtım sistem kullanım bedeli ve diğer bedeller hariç olmak üzere aylık destek bedeli alırdı.


[1] Bu bedel yaklaşık olup, Temmuz Eylül 2012 Dönemi Fonsuz Tarifeler Tablosundan mesken abonesi için enerji bedeli olarak alınmıştır.
[2] Bkz 1 nolu dipnot.
[3] Bkz. 1 nolu dipnot
[4] Bu bedel yaklaşık olup, Temmuz Eylül 2012 Dönemi Fonsuz Tarifeler Tablosundan sanayi abonesi için enerji bedeli olarak alınmıştır.
[5] Bu bedel yaklaşık olup, Temmuz Eylül 2012 Dönemi Fonsuz Tarifeler Tablosundan ticarethane abonesi için enerji bedeli olarak alınmıştır.

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Akıllı sayaçlar halkı soymaya yarayacak: Elektrik tarifelerinde 'akıllı' soygun

Akıllı sayaçlar halkı soymaya yarayacak: Elektrik tarifelerinde 'akıllı' soygun


Elektrik tarifeleri üzerinden yeni bir vurgun yolda. Habersizce ve hiçbir açıklama yapılmadan değiştirilen elektrik sayaçlarının ve "akıllı sayaç" reklamlarının ardında, daha pahalı elektrik satışı ve sermayenin yükünü halka yıkmak planları var.
Hatırlanacağı üzere 2012 Nisan Ayı başında yapılan elektrik zamlarıyla beraber AKP döneminde yapılan elektrik zamlarının %108’e ulaştığı açıklanmıştı. [1] Bunun yanı sıra yılın başında Marmara bölgesinde yaşanan ve 20 milyon insanı etkileyen elektrik ve doğalgaz kesintileri, enerji arz-talep dengesinin ülkemizdeki kırılganlığını göstermişti. Böylece elektrik üretim ve dağıtım alanında 90’lardan bu yana sürdürülen ve AKP döneminde doruk noktasına ulaşılan piyasacı ve özelleştirmeci politikaların iflası bir kez daha gözler önüne serilmiş oluyordu. Ortaya çıkan tablo; verimsiz ve plansız enerji yatırımlarıyla ihtiyacını karşılayabilmekten uzak, büyük oranda dışa bağımlı, kamucu elektrik hizmeti anlayışına ters bir elektrik idaresi oluyordu.[2]
Tablo 1. Enerji Arz ve Talebinin Gelişimi [3]
tablo1_1.png
Böyle bir tabloda, yıllar içinde artan enerji talebi ve dışa bağımlılık karşısında sıkışan hükümetler, faturayı emekçilerden çıkarmanın yollarını aramanın ve orantısız tüketim fiyat artışları gerçekleştirmenin yanı sıra, 1994 yılında herkese tek ve sabit olan kullanım tarifesinden sanayi, ticarethane ve meskenlere ayrı ve çok zamanlı tarifeye geçildi.
Elektrik tarifeleri
Elektrik depolanamayan bir enerji türü olduğundan, elektrik sistemini işletmekte temel kural elektrik tüketimine eşdeğer elektrik üretimini sağlamaktır. Elektrik üretiminin kamu tarafından yürütüldüğü zamanlarda arz – talep dengesi, maksimum (puant) tüketim anına karşılık gelen elektriği üretme kapasitesini hazır bulundurmakla sağlanmaktaydı. Kısa süreli yüksek tüketim devletin santralleri planlı biçimde çalıştırması, barajları puant anlarında kullanmaya özen göstermesiyle karşılanırdı.
Piyasalaşma dönemiyle üretimin devredildiği özel şirketlerde planlamanın ve denetimin son bulması belirsizlikleri beraberinde getirdi. Piyasa yönteminde tüketimin fazla olduğu zamanlarda çözüm pahalı elektrik, düşük olduğu zamanlarda ise görece ucuz elektrik enerjisi olarak düşünülmekte. Bu sayede gün içerisinde kullanılan elektrik miktarının eşit dağılacağı savunuluyor. Hâlbuki elektrik tüketimi sosyal hayatın vazgeçilmez bir parçası olduğundan bu insan hayatına düşüncesizce müdahale anlamına geliyor.
Üç zamanlı tarife olarak hayata geçirilen bu düşünce, gece 22.00 – 06.00 arasında ucuz, gündüz 06.00 – 17.00 arası orta, puant 17.00 – 22.00 arasında pahalı elektrik anlamına gelmekte. Yani halktan yemeklerini gece yapması, ışıklarını ise gündüz yakması beklenmekte. Sanayinin meskene göre daha ucuz kullandığı elektrik enerjisinin (kr/kWh) tek ve çok zamanlı tarifesi ise aşağıdaki gibi:
Tablo 2. Tek ve Üç Zamanlı Elektrik Tarifeleri (kr/kWh) [4]
tablo2_0.png
Gün içerisindeki puant saatleri
Piyasa koşullarına göre talep yükseldiğinde artan fiyatlar, halkın temel ihtiyaçlarını karşılamasını cezalandırmakla sonuçlanmakta. Peki böylesi bir yönetimin altındaki Elektrik Dağıtım şirketlerinin hanelerin haberi ve izni olmadan değiştirdikleri elektrik sayaçları nasıl bir sonuç yaratacak? Bunu incelemek için elektrik gün içerisindeki elektrik tüketim ve elektrik fiyatı bilgilerine bakmak gerekiyor.
Son beş yılın yaz aylarına denk gelen ulusal puant günü saatlik tüketimlerine (MW) baktığımız zaman elektrik tüketiminin en yüksek olduğu beş saat kırmızı ile boyalı. Elektrik tarifelerinin en yüksek olduğu saatler ise gri ile boyalı. Yani puant anına denk gelen saatler 12.00 ile 18.00 arasında. Halbuki tüketim alışkanlıklarının homojen olması için tek zamanlı tarifeden üç zamanlı tarifeye geçişte puant anı bu saatler arasında olmalıydı. Elektrik tarifelerinden yapılan vurgunun halkın işinden eve geldiği, yemek yaptığı, televizyon izlediği saatte olması tesadüf mü?
Tablo 3. Türkiye Ulusal Puant günleri saatlik tüketim verileri [5]
tablo3_0.png
Elektrik fiyatları ve fiyatların yükünü çekenler
Aslında elektrik tüketiminin günün 12.00 ile 18.00 arasında olması hiç şaşırtıcı değil. Sanayinin elektrik tüketiminin meskenlerin elektrik tüketiminin üç katı olduğu ve Türkiye’deki sanayinin ağırlıklı olarak gündüz çalıştığı bilinen bir gerçek. [6]Aşağıdaki tabloda 2010 ve 2011 yıllarının temmuz ve ağustos aylarındaki gün öncesi piyasası elektrik fiyatlarının ortalama saatlik değerleri veriliyor (TL/MWh).
Fark edilirse elektrik fiyatlarının en yüksek olduğu zamanlar elektrik tüketiminin en yüksek olduğu zamana denk gelmektedir. Elektriğin üretiminin en pahalı olduğu saatler elektrik satışının en pahalı olduğu saatlere denk gelmemekte. Elektrik üretimini özel sektöre ve onun piyasacı mantığına bırakan devlet sermayeye inanılmaz rant alanı yaratmış oluyor. Bununla birlikte elektriğini üretemeyecek olan sermayeyi de unutmayıp onların elektrik faturalarının bedelini akşam evinde oturan halka yıkmayı tercih ediyor.
Tablo 4. Saatlik Elektrik Fiyat Ortalamaları [7]
tablo4.png
Rakamlar incelendiğinde meskenler için puant tarifesinin gündüz tarifesinden %60 daha fazla olduğu görülüyor. Oysa yüksek fiyatlı elektriğin hanelere yıkılmaktan vazgeçilmesi durumunda elektriği ağırlıklı olarak 18.00’dan sonra kullanan işçi sınıfının evine gelen faturalarda %35’e varan oranda ucuzlama gerçekleşecek.
Elektriğin hızla metalaştırılmaya çalışıldığı bu günlerde halkın yıllarca varını yoğunu harcayarak var ettiği elektrik sistemini daha fazla sahiplenmek gerekliliği ortaya çıkıyor. Elektriğin sadece %20’sini kullanan meskenlerin elektrik kullanımının terbiye edilmeye çalışıldığı görülüyor. Çünkü elektriği meta olarak gören iktidar, elektrik üretiminde ülkeyi getirdiği noktanın bedelini halka ödetmeye çalışıyor.
(soL - Haber Merkezi)
Kaynaklar:
[1] http://www.mmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=27965&tipi=3&sube=0#.UA...
[2] Türkiye’nin Enerji Görünümü, TMMOB MMO Raporu, Nisan 2012
[3] a.g.e
[4] Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Ulusal Elektrik Tarifeleri, http://www.epdk.gov.tr/index.php/elektrik-piyasasi/tarifeler
[5] Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Türkiye Elektrik İstatistikleri, http://www.teias.gov.tr/TurkiyeElektrikIstatistikleri.aspx
[6] Türkiye Elektrik Dağıtım ve Tüketim İstatistikleri, 2010, TEDAŞ
[7] Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezi, http://dgpys.teias.gov.tr/dgpys/

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Elektrikli Araçlar Yolda...

Elektrikli araçlarda yaygınlaşma nasıl sağlanacak ve elektrikli araçlar kimler tarafından tercih edilecek? Elektrikli araçların yaygınlaşmasının önündeki engeller ve yaygınlaşmayı destekleyecek faktörler nelerdir? Otomotiv sektöründeki paydaşlara yön göstermek ve tüketicilerin elektrikli araçlardan beklentilerini anlamak üzere Deloitte 7 Avrupa ülkesini (Belçika, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Türkiye ve İngiltere) kapsayan bir tüketici anketi çalışması gerçekleştirmiştir. Bu çalışmanın sonucunda, Türk tüketicilerin elektrikli araçlardan beklentileri genel Avrupa ortalamaları ile karşılaştırmalı olarak sizlere sunulmaktadır. Araştırma sonuçları; çevresel duyarlılık, firmaların elektrikli araç satınalma maliyetine yönelik çalışmaları ve benzin fiyatlarındaki yükseliş trendi sonucunda tüketicinin elektrikli araçlara ilgisinin arttığını ortaya koymaktadır. Deloitte'un yayınladığı "Otomotiv Sektöründe Dönüşüm – 2020’ye Doğru Yeni Bir Çağ" başlıklı raporunda belirtildiği üzere 2020 itibarı ile elektrikli araçların ve diğer çevre dostu otomobillerin gelişmiş ülkelerdeki otomobil satışlarının üçte birini, gelişmekte olan ülkelerin kentsel bölgelerdeki satışlarının da beşte birine yakınını oluşturacağı tahmin edilmektedir. Ancak bu pazarın büyümesinde her ülkede karbon salınımının azaltılması konusuna verilen önem, enerji politikaları, hükümetlerin uygulayacağı politikalar, mevzuatlar ve teşvikler gibi birçok etken belirleyici olacaktır. Çevre dostu elektrikli araçların geleceği parlak olarak öngörülmesine rağmen yaygınlaşmanın önünde çeşitli engeller de bulunmaktadır. Tüketicilerin performans ve fiyat beklentileri, sürüş menzili, şarj altyapısı ve toplam maliyet konularındaki kaygıların giderilmesine yönelik ilgili kurumlar tarafından yapılacak çalışmalar yaygınlaşmanın sağlanabilmesi açısından büyük önem arz etmektedir. Bunun yanısıra eş zamanlı olarak tüketici bilgi seviyesi ve farkındalığının geliştirilmesi de yaygınlaşma açısından kritik olarak görülmektedir. Bu rapor kapsamında, elektrikli araçların yaygınlaşmasına yönelik olarak Türkiye ve Avrupa’daki potansiyel tüketici profilleri, Türkiye’deki tüketiciler açısından yaygınlaşmanın önündeki engeller ve beklentiler, Avrupa’daki sonuçları ile karşılaştırmalı olarak incelenmektedir. 

Kaynak :http://elektrikport.com/teknik-kutuphane/elektrikli-araclar-yolda--donusume-hazir-misiniz/4364#ad-image-0

Rüzgara Çağrı!


Rüzgara Çağrı! Dünya rüzgar Enerjisi Birliği (WWEA) ve EUROSOLAR Türkiye'nin düzenlediği 9. Dünya rüzgar Enerjisi Konferansı 'rüzgar Enerjisinin Büyük Ölçekli Entegrasyonu' gündemiyle 15-17 Haziran tarihleri arasında İstanbul'da yapıldı. Dünyada rüzgar enerjisi alanındaki stratejilere yön veren temsilcilerin buluştuğu konferansta konuşan Dünya rüzgar Enerjisi Birliği Başkanı Dr. Anil Kane, ülkelerin enerji yatırımlarında seçimini temiz, güvenilir ve doğal olandan yana yapması gerektiğini söyledi. rüzgar enerjisi sektörünün son yıllarda büyük bir hamle yaparak geçmiş dönemlere kıyasla daha çabuk geliştiğini söyleyen Kane, Türkiye'nin 2023 yılı için hedeflediği 20 GW'lik kurulu gücün sektör açısından önemli bir pazar yaratacağına işaret etti. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) Müdürü Helene Pelosse ise, Türkiye'nin yenilenebilir enerji konusundaki potansiyelinin iştah kabarttığını ifade etti. “Doğru politikalar izlenmezse, atağa geçmeniz zor olur” diyen Pelosse, bu alanda atılacak doğru adımlarla Türkiye'nin kısa sürede bölgede liderlik yapacak bir ülke konumuna yükseleceğinin altını çizdi. Avrupa Yenilenebilir Enerjiler Birliği (Eurosolar) Türkiye Bölümü Başkanı Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar da, 1989 yılında Türkiye rüzgar Atlası'nın hazırladığını anımsatarak, “Bu atlasa göre Türkiye'de 83 bin megavat kapasite çıktı. Türkiye'nin ortalama enerji tüketimi 45 bin megavat. Yani Türkiye'de, tüketilen enerjinin iki katı rüzgar enerjisi potansiyeli var ama bunun tam anlamıyla kullanılabilmesi için kaynak, teknoloji ve kamunun desteği gerekiyor” diye konuştu. Bir rüzgar türbininin 25 bin kişinin elektriğini karşıladığına dikkat çeken Uyar, “Kamu iradesinde de parlamentoların kömür, petrol, doğalgaz mantığından çıkıp rüzgarın çözüm olduğuna inanması ve desteklemesi lazım” dedi. Türkiye'de rüzgar enerjisi gelişiminin yetersiz olduğunu ifade eden Türkiye rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı Murat Durak, “Türkiye'de rüzgar sektöründe her şey ne yazık ki yolunda değil. rüzgar enerjisi sektörü başından sonuna kadar hep sancılı oldu. İki yıldır EPDK lisansları vermiyor. Bakanlığın 2020 hedefi 20 bin megavat kapasiteye ulaşılması ama bu rakamdan ziyade 12 bin, daha kabul edilebilir görünüyor” şeklinde konuştu. rüzgar santrali maliyetlerinin yüzde 80'lik kısmının türbin yapımına harcandığına dikkat çekti. DÜNYA ÜLKELERİNE YATIRIM ÇAĞRISI 9. Dünya Rüzgâr Enerjisi Konferansı'nın sonuç bildirgesinde ise Meksika Körfezi'ndeki petrol sızıntısı felaketi örnek gösterilerek, ülkelere, “sınırlı fosil enerji kaynaklarından yenilenebilir enerjilere geçme” çağrısı yapıldı. Bildirgede, konferansın desteklediği diğer amaç, politika ve eylemler şöyle sıralandı: Oyuncular arasında dengeyi sağlamak için tüm sübvansiyonların kaldırılması ve dış toplumsal maliyetlerin dâhil edilmesi. Yenilenebilir enerjilerin gelişimini cesaretlendirmek için yeterli ve etkili tarife desteği gibi yasal çerçeveler ortaya koymak. Küçük yatırımcılar için uzun vadeli yatırımları teşvik edici mali güvence sağlamak. Rüzgâr enerjisinin mevcut elektrik sistemlerine entegrasyonunu iyileştirmek, küçük şebekeler oluşturmak ve yenilenebilir enerji çözümleri arasındaki sinerjiyi büyütmek. Siyasi iradeyi, yenilenebilir enerjinin kullanımı için gayretlendirmek üzere siyasi ve sosyal farkındalığı yükseltmek. Yenilenebilir enerjinin payını artırarak, enerji üretimindeki genel giderleri azaltmak. Küresel Tarife Desteği Programı'nı içeren küresel yenilenebilir Enerji Yatırım Fonu başlatmak. Yenilenebilir enerjilerin anahtar rolünün kabul ve taahhüt edilmesi. Gelişmekte olan ülkeleri, yerel yenilenebilir sanayilerini kurabilmeleri için desteklemek. Bildirgede ayrıca, konferansın bir sonraki toplantısının 2011 yılının mayıs ayında Mısır'ın başkenti Kahire'de yapılmasının kararlaştırıldığı da ifade edildi. Kaynak : http://www.enerjidergisi.com/n-255-ruzgara-cagri.aspx

ELEKTRİK PİYASASINDA ÜRETİM FAALİYETİNDE BULUNMAK ÜZERE SU KULLANIM HAKKI ANLAŞMASI İMZALANMASINA İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK


4 Temmuz 2012 ÇARŞAMBA
Resmî Gazete
Sayı : 28343
YÖNETMELİK
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünden:
ELEKTRİK PİYASASINDA ÜRETİM FAALİYETİNDE BULUNMAK ÜZERE SU
KULLANIM HAKKI ANLA
ŞMASI İMZALANMASINA İLİŞKİN USUL VE
ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK
YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK
MADDE 1  26/6/2003 tarihli ve 25150 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinde geçen  EİE ibaresinden önce gelmek üzere mülga ibaresi eklenmiştir.
MADDE 2  Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
MADDE 6  5 inci madde kapsamında yayımlanan DSİ, mülga EİE ve tüzel kişi projelerinden, müracaat süresi sona eren projelerin dışında kalanlar için Su Kullanım Hakkı Anlaşması yapmak üzere DSİ'ye müracaat edilir. Projelere müracaat sırasında projenin özelliğine göre proje ile ilgili istenen belgelerin yanı sıra şirketin kuruluşu ile ilgili Ticaret Sicil Gazetesi, irtibat adresi, imza sirküleri/imza beyanı ve yetki belgelerinin noter tasdikli örnekleri ile her yıl tutarıDSİ tarafından belirlenip ilan edilen en az üç yıl süreli geçici teminat mektubu müracaat dilekçesine eklenerek Ek-3A formatında hazırlanmış fizibilite raporu ile birlikte teslim edilir.
Tüzel kişiler tarafından geliştirilen projelerde ilk başvuru esnasında, birinci fıkrada istenilen belgelerden EK-3A formatında hazırlanacak fizibilite raporu dışındaki tüm belgeler ön başvuru raporuyla beraber teslim edilir.
Gerekmesi halinde geçici teminat mektubunun süresinin uzatılması DSİ tarafından istenebilir. Geçici teminat mektupları, bu Yönetmelikte belirlenen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde irat kaydedilir. Geçici teminat mektupları, 10 uncu madde uyarınca yapılacak olan Hidroelektrik Kaynak Katkı Payı toplantısının tamamlanmasının ardından, en yüksek teklifi vermiş olan şirket hariç diğer şirket yetkililerine tutanakla geri verilir. Tekli başvurulara ilişkin geçici teminat mektupları ile birden fazla başvurularda en yüksek teklif verene ait geçici teminat mektupları DSİile su kullanım hakkı anlaşması imzalanmasını müteakip ilgililere tutanakla geri verilir. Alınan geçici teminat mektuplarıDSİ tarafından uygun görülmesi halinde hidroelektrik kaynak katkı payı toplantısı için de geçerli olur.
Enerji üretimini de ihtiva eden çok ya da tek maksatlı veya enerji üretimini kapsamayan tek veya çok maksatlıolarak planlanmış projelere, proje kapsamında ortak tesisleri inşa halinde olan ve enerji tesisi ile ilgili kısımlarının DSİtarafından iki yıl içerisinde tamamlanması öngörülen projeler ile elektrik üretim tesisi yapılmasına engel teşkil etmeyen kısımları tamamlanmış projelere ve DSİ tarafından uygun görülen projelere müracaat edilebilir. Bu durumda, ortak tesislere ilişkin yapılmış harcamalar ile geriye kalan işlerin bedeli toplamından ortaya çıkacak bedel üzerinden enerji payına isabet eden miktar hesaplanarak bu Yönetmelik hükümleri uygulanır. Herhangi bir sebeple ortak tesis inşaatınınŞirketin enerji projesi ile eş zamanlı olarak tamamlanamaması durumunda Şirket, DSİ'den herhangi bir sebeple tazminat ve hak talebinde bulunamaz. DSİ’ye ödenecek geri ödemeye esas olacak enerji hissesi katılım payının hesabında esas alınacak tesis bedeli, tek veya çok maksatlı tesislerde tesisin ihaleye esas ilk keşfi;
a) Enerji tesisini ihtiva ediyorsa, tesisin DSİ tarafından yapılan kısmın ilk keşif bedeli,
b) Enerji tesisini ihtiva etmiyorsa, ortak tesise ait ilk keşif bedeli,
TEFE/ÜFE ile su kullanım anlaşmasının yapıldığı tarihe getirilmiş olan bedelin % 30undan fazlasını geçemez ve (b) bendi kapsamına giren tesislerde, DSİ tarafından enerji tesisine harcanan miktar var ise TEFE/ÜFE ile hesaplanarak ayrıca enerji hissesi katılım payına ilave edilir. Proje ile ilgili kamulaştırmalar için yapılmış ve yapılacak olan ödemelerin TEFE/ÜFE ile su kullanım anlaşması tarihine getirilmiş bedelinin enerji hissesine düşen miktarının tamamı şirket tarafından ödenir.
DSİ tarafından kesin projesi veya planlaması hazırlanmış olan çok maksatlı olarak planlanmış mutasavver projeler kapsamında hidroelektrik enerji üretim tesisi kurulmasının talep edilmesi halinde ortak tesisin tamamı şirket tarafından DSİ'nin teknik kontrollüğünde ve DSİ ile şirket arasında yapılacak bir protokol çerçevesinde geliştirilir ve inşa edilir. Bu durumda şirket, bu Yönetmelik kapsamındaki sürelerden, Ek-2de belirtilen bedelden ve Ek-5teki Taahhütname'den muaf tutulur ve DSİ'den ortak tesis yatırımı ile ilgili katılım payı talep edemez. Bu Yönetmelik hükümleri ve bu hükümlere göre tanzim edilmiş anlaşma ve taahhütlerin uygulanmasında DSİ tarafından belirlenen ve ilan edilen hizmet maksatları esas alınır.
DSİ tarafından geliştirilerek işletmeye alınmış enerji maksadı olmayan depolamalı veya depolamasız tesislerden yararlanarak enerji üretmek gayesiyle Su Kullanım Hakkı Anlaşması yapmak üzere DSİ'ye müracaat edilebilir.
Tüzel kişiler tarafından geliştirilecek ve 5 inci madde kapsamında yer almamış projeler için de müracaat edilebilir. Ancak, bu projelerin DSİ tarafından üzerinde çalışılan fakat rapora bağlanmamış projeler ile çakışmasıdurumunda DSİ çalışmalarının tamamlanmasına kadar müracaat kabul edilmez.
MADDE 3  Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasında geçen  ve/veya EİE ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
MADDE 4  Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
MADDE 8  DSİ ve/veya mülga EİE tarafından geliştirilen projelere müracaat olması halinde, şirketler Ek-3Ada belirtilen esaslar dahilinde hazırlayacakları fizibilite raporlarını DSİ’ye teslim ederler.
Fizibilite ve/veya kesin projesi hazır olan projelerde; DSİ tarafından gerekli görülmesi durumunda, fizibilite raporu istenir. Fizibilite raporları incelendikten sonra fizibilitesi uygun bulunanlar arasından Hidroelektrik Kaynak Katkı Payı toplantısında Su Kullanım Hakkı Anlaşması imzalamaya hak kazanan şirkete, Ek-3te belirtilen format doğrultusunda detaylı/güncellenmiş fizibilite raporu hazırlaması için yazı yazılır. Yazının tebliğ tarihinden itibaren doksan günü geçmeyecek bir süre için Şirkete fizibilite raporu teslim tarihi verilir.
Şirket, projenin bulunduğu havzada mevcut, inşa halinde ve mutasavver projeler ile havzadaki mevcut ve gelecekteki bütün ihtiyaçları, menba gelişimi ve mansap su haklarını göönünde bulundurarak son yılları da kapsayan hidrolojik verilere göre tadil çalışmalarını yapar. Şirket tarafından hazırlanan fizibilite raporu beş nüsha olarak hem yazılı hem de CD ortamında DSİ'ye teslim edilir. Hazırlanan fizibilite raporunun ilk sayfasında Ek-7de verilen formatta Yönetici Bilgilendirme Formu yer alır.
DSİ ve/veya mülga EİE projeleri dışında tüzel kişiler tarafından geliştirilen yeni projeler için şirket, Ek-4te belirtilen format doğrultusunda bir ön rapor hazırlayarak DSİ’ye müracaat eder. Hazırlanan ön raporun ilk sayfasında Ek-8de verilen formatta Yönetici Bilgilendirme Formu yer alır. DSİ, teklif edilen projenin mevcut, inşa halinde ve mutasavver projeler ile ilişkisi açısından değerlendirmesini yapar, müracaatın uygun görülmesi halinde durumu şirkete bildirir ve 7 nci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen işlemlerin gerçekleştirilmesinden sonra, şirketten/şirketlerden Ek-3te belirtilen esaslar dahilinde fizibilite raporu hazırlanmasını ister.
Projeye birden fazla müracaat olması halinde DSİ tarafından doksan günü geçmemek üzere şirketlere aynıfizibilite raporu teslim tarihi verilir ve bütün fizibilite raporları aynı tarihte teslim alınır. Şirket veya şirketler, projenin bulunduğu havzada mevcut, inşa halinde ve mutasavver projeler ile havzadaki mevcut ve gelecekteki bütün ihtiyaçlar,menba gelişimi ve mansap su haklarını gözönünde bulundurularak son yılları da kapsayan hidrolojik verilere göre, belirtilen format doğrultusunda fizibilite raporunu hazırlar ve beş nüsha olarak yazılı ve CD ortamında DSİ'ye teslim eder.
DSİ ve/veya mülga EİE projeleri dışında tüzel kişiler tarafından geliştirilen projeler için tüzel kişiler tarafındanDSİ’ye müracaatı takiben doksan gün içerisinde fizibilite raporu teslim edilmediği takdirde veya teslim edilen fizibilite raporunun yeterli bulunmaması halinde şirket veya şirketlere durum gerekçeleri ile eş zamanlı ve yazılı olarak bildirilir ve bu projelerden DSİ tarafından uygun bulunanlar yeniden başvuruya açılır.
Şirket tarafından fizibilite raporu hazırlanma safhasında; havzada mevcut, inşa halinde ve mutasavver projeler ile mansap su haklarına ilişkin konular etüt edilir. Bu konularda DSİ’den bilgi talebinde bulunulması halinde, eldeki bilgiler DSİ tarafından şirkete temin edilir. Bu kapsamda havzanıözelliğine ve olabilecek gelişmesine bağlı olaraköngörülemeyen ancak ileride oluşabilecek ihtiyaçlar için meteorolojik şartlardan kaynaklanabilecek azalmalar dikkate alınmaksızın yıllık ortalama suyun DSİ’ce belirlenecek oranı şirket tarafından fizibilitede dikkate alınır.
Şirket veya şirketler yapılacak fizibilite revizyonu ve fizibilite çalışmalarında, DSİ ve/veya mülga EİE projesiformülasyonuna göre teknik, ekonomik ve çevresel açıdan üstünlüğünün ve yapılabilirliğinin ortaya konulması veya ilave hidrolojik değerler ile yapılan hesaplamalar çerçevesinde proje temel karakteristiklerinde değişiklikler oluşmasıhalinde farklı formülasyon teklifinde bulunabilir. Projelerinde revize yapılması talep edilen ve DSİ ve/veya mülga EİE projesi formülasyonuna göre farklı formülasyon teklifinde bulunan şirket veya şirketlerin tekliflerinin DSİ tarafından kabul edilebilir bulunmaması halinde şirket veya şirketlere durum DSİ tarafından gerekçeleri ile birlikte bildirilir. Bu tarihten itibaren şirket yazının tebliğ tarihinden itibaren doksan gün içerisinde tadil edilmiş fizibilite raporunu DSİ’yeteslim eder.
Şirketin ilave süre talep etmesi halinde, bu süre, DSİ tarafından proje ile ilgili gerekçelerin uygun bulunmasıdurumunda uzatılabilir. Aksi takdirde bu şirket veya şirketlerin başvurusu reddedilmiş sayılır. DSİ ve/veya mülga EİE projesi için farklı formülasyon teklifinde bulunulduğu halde kabul edilmeyen projelerde, bu Yönetmeliğin yayımına kadar tadil edilmiş fizibilite raporunu teslim etmemiş şirketler için tadil edilmiş fizibilite raporunu teslim süresi bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden itibaren başlamış sayılır.
MADDE 5  Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır.
MADDE 6  Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
b) Şirketler tekliflerini kapalı zarf içerisinde belirtilen gün ve saatte DSİ’ce belirlenen adrese teslim ederler. Dışzarf içerisinde; şirket unvanı altına şirketi temsil ve ilzama yetkili kişiler tarafından imzalanmış hidroelektrik kaynak katkı payı teklif formunun bulunduğu kapalı iç zarf ile 6 ncı  maddenin birinci fıkrasında belirtilen evraklar ile ilgili olarak hidroelektrik kaynak katkı payı toplantısına davet yazısında belirtilen hususları ihtiva edenler ile bu evrakların tevsik ettiği duruma ilişkin değişiklik hasıl olması halinde değişikliğe ilişkin evraklar bulunur. Zarflar teslim edildikten sonra şirketler tekliflerini değiştiremezler. Zarflar komisyon tarafından şirket yetkililerinin huzurunda açılır. Dış zarf açıldıktan sonra zarfın içerisinde sunulan belgelerden eksik, uygun olmayan veya değişenin tespit edilmesi halinde Komisyon Başkanı tarafından bunların hidroelektrik kaynak katkı payı teklif formunun bulunduğu kapalı iç zarf açılmadan önce şirket yetkilisinden tamamlanması istenir. Şirketlerin teklif zarfları açılmaya başlamadan önce eksik, uygun olmayan veya değişen belge/belgelerin tamamlanamaması halinde hidroelektrik kaynak katkı payı teklif formunun bulunduğu kapalı iç zarf açılmadan teklif geçersiz sayılır. Rakam ve yazı ile yapılan teklif miktarının farklıolması halinde, yazılı miktar esas alınır. Geçerli bulunan teklifler en yüksekten en düşüğe doğru sıralanır, en yüksek teklifi veren şirketin Su Kullanım Hakkı Anlaşması imzalamaya hak kazandığı belirlenir.